Artık susma vakti geldi dediler, son cümlelerini toparla, konuşmak için yeterince vaktin vardı hatta fazlasıyla anlatmışsındır derdini, tabi vedalaşmak için sana vakit veriyoruz işte, de diyeceğini ama kısa sürsün.
Peki bi deniyim dedim son sözlerimdi, çok dikkatli olmalıydım ama düşünecek vaktim de yoktu hani biraz da böyle sınırlayınca panikte oluyor insan. Ama vakit az, son sözler, geçmiş ne olursa olsun sanki geleceği o an belirleyecektim,…
Başladım konuşmaya ama sanki herşey aynı, ne bir heycan ne de başka birşey, hep yaptığım konuşmaları tekrar ediyormuşum gibi hissetmekten kendimi alamıyordum. Sanırım yine yapamadım yine üstünden sürdürdüm ki konuşmayı hiç farklı bir heyecan bir sıkışma hali ne de duygu patlaması hiç bir değişik hal görmüyordum kendimde. Evet uzatmamam gerek zaten hep konuşmuşumya bunca zamandır, sadece bir veda… ama öyle olmuyordu sıradandı herşey sanki ertesi günle alakalı bir plan yoktu ertesi gün yani yarın uyuyup uyanmak demekti sadece bu kadar başka bir anlam ifade etmiyordu o anda. Konuştum, konuştum, konuştum…
Bitti dediler artık sus senin burda ki vaktin doldu, yeter konuştun, yorulmadın mı?
Neydi bu şimdi konuşacak herşey bitti diyorlar, konuşamazsın diyorlar, sus artık diyorlar… ama hala konuşuyor tıpkı eskisi gibi evet ben duyuyorum susmadı hala, sadece ben duyuyorum ve yasakya konuşmak, dillendiremiyorum. En kötüsüde bu muydu acaba? kendim konuşup kendim dinlemeye başladım.
Aman neyse bende sıkıştırmiyim.
Konuş bakalım anlat derdini dedim.
Başladı anlatmaya, sanki bu sefer farklıydı, hissediyordum, içim sıkışıyordu, boğazım düğümleniyordu, gözlerimde yaşlımı ne bir ıslaklık hissediyorum yüzümde,…
Yok artık galiba vedalaşma dedikleri buydu, ne yani kendimle mi vedalaşıyordum? Anlayamıyorum hala, neden susturdular sanki beni? ( aslında susturmadılar, sadece dinlemeyi kestiler.) Susmuyor işte, artık eskisinden de fazla konuşuyor ve lafları o kadar sert ki beni yıpratıyor, tahammül edemiyorum. Olsun ben bana yaptıklarını yapmayacam ona susmak isteyene kadar konuşsun dinlerim ben, eee nede olsa benim canım yandı bari o yanmasın.
Yeni hayat!
Alışıyorum buna da iyikide koyvermemişim, iyikide böyle olmuş diyemedim daha ama alışmaya başladım tadı daha yavan geliyor ama ileride böylesi daha iyiymiş derim belki. Umut, sanki tek yitirmediğim şey iç sesimden başka.
Zaten son konuşma ne kadar da saçma, ki benim gibi hep derdini yarım yamalak, üstü kapalı anlatan bir insan için mümkünmü son dakikada yaşadığı herşeyi tüm duyguları ile anlatsın, ha bide karşı tarafı etkilesin. Olmaz öyle şey tabi birdaha bana son lafın ne diye sorsalar (idam mahkumu olsam bile) o anda susmuş gibi yapıp başlayacam içimden konuşmaya herzaman ki gibi.
Eee ne demişler ‘su testis su yolunda kırılır.’, son dakikada olduğumdan farklı biri gibi yapıp yüklenmeye de yeltememeliydim bile, hakettiğim herşeyi evvelden hak ettim ya, son dakika iman edip ne olmasını bekliyeceksinki?, hatta son dakikaya kadar bekleyen adam o dakka geldiğinde istesede daha once inkar ettiği için iman etmeyide bilemez, beceremez.
Anlatmıştım ben herşeyi sadece fazla özenmediler beni dinlerken, onlar kaybeder. Aman ne yapiyim kaldım başbaşa bu adamla azda olsa egosunudamı şişirmiyim, bana da hakverin, sefil de olsam bende insanım ki sefil filan da değilim…
f.w.