28 Ağustos 2011 Pazar

28082011 e binaen eski bir yazı

Ne kadar biliyoruz ki birbirimizi, ne kadar farkındayız ki yaşadıklarımızın. Ne kadar kontrol elimizde başımıza gelenler sırasında, yoksa kontrolü kaybettiğimiz için mi yaşarız sırayla başımıza gelenleri. Ne kadar tanıyoruz kendimizi, çabalıyor muyuz ki tanımaya, hayır işte sıkıntı hep diğerleri olacak ya tek çaba onların hareketlerini yorumlamak olmuş tek derdimiz bu sanki, unutulmaktan dert yanarken fark etmiyor insan kendini unuttuğunu. Biraz dikkat etsek, baksak bir kendimize, o zaman işte yaşadığımız olaylara seyirci kalır mıyız? İnsan en çok sevdiğine kızar, en çok sevdikleri yaralarmış insanı, aslında değil hep kendimize yaparız falsoyu, o sevdiklerimizi neden sevdiğimizi hatırlasak, neden onlar?

Aslında insan olarak tabi ki birbirimizden sorumluyuz hatta çevremizdeki her şeye karşı sorumluluklarımız var ancak bu sorumlulukları nasıl yerine getireceğimizi bilmiyoruz, yapabileceğimiz tek şey kendimizle alakalı kısmı yerine getirmek. Evet sorumluyuz ama düzeltebileceğimiz geliştirebileceğimiz bir kendimiz varız, neden kaçar insan kendiyle yüzleşmekten, neden hep etrafta arar sorunu. Öyle bir an gelir ki artık kendimizle yüz yüze gelince tanıyamaz oluruz gördüğümüz kişiyi, uyan artık yüzleş kendinle.

23042011, f.w.

Dünkü çocuk değilim artık

Dünkü çocuk değilim artık,
Sende değilsin bunu bilmelisin.
Ondan bir önceki gün ikimizde çocuktuk belki,
Hatta hatırla nede küstahça oynadık bazen oyuncaklarla.
Şimdi geçtiğimiz yollar üstüne yürüyormuş,
Duydum, gecen gündüzüne doğuyormuş.
Anlıyorum, biliyorum, farkındayım zor,
Bende geçtim o yollardan ve sendin;
Üzerini örten, arkamda kalan kan damlacıklarının.